X

Ne Zaman Böyle Olduk Biz?

23 Nisan.

Neşe doluyor mu insan?

Büyük zorluklar, fedakarlıklar ve mücadeleyle kuruldu bu Cumhuriyet. Fakir ama onurlu edebiyatını bizzat yaşayarak elele veren bir kuşak oluştu. Cumhuriyet ile yaşıt kuşakların ömürleri böyle geçti. En idealist olanlar, önce Vatan diyenler, türlü zorluklara rağmen mücadeleden hiç vazgeçmeden ve şikayet etmeden göçüp gittiler.

Bunu çalışmak için yaşayan bir kuşak takip etti. Onlar da pek rahat yüzü görmediler. Eğitimden sağlığa, sanayiden ekonomiye, sanattan ulaşıma kadar herşey yeni kuruluyordu. Onların yetiştirdikleri kuşak belki biraz daha rahat etti. Konforun, kalitenin farkını görüp irdeleyebildiler. Bu kuşak da yaşamak için çalışan bir kuşak oldu. İnsanların hayatlarında ilerleyen teknolojiyle beraber büyük bir gelişim ve değişim yaşanıyordu. Değişmeyen tek şey değer yargılarıydı. Her toplumda ve her dönemde mutlaka bazı yozlaşmalar olmuştur ancak Cumhuriyet’in ilanından sonra gözlerini dünyaya açan ve onu takip eden dört kuşak eminim en büyük hayal kırıklıklarını ve şaşkınlıkları yaşıyorlardır.

Bizler Bayram ziyaretleri için misafirliğe gittiğimiz zaman “sakın ikram ettiklerinde şeker almayın, çok ısrar ederlerse bir tane alın ve teşekkür edin, görgüsüzlük etmeyin” diye yetiştirildiğimiz için bu şaşkınlıkları en çok yaşayan kuşakların başında geliyoruz. Geçtiğimiz yaz televizyon ekranlarında bir haber izliyorum. Şile sahillerinde denize giren bir vatandaş boğulmuş. Yakalayıp sahile getirmişler ancak geç kalınmış ve maalesef hayatını kaybetmiş. Üzerini gazete kağıtlarıyla kapatmışlar. Ailesi etrafında göz yaşı döküyor. Hemen arka planda bir vatandaş mangal yakmış, ateşi tutuşturmakla meşgul. Diğer yanda ise gençler var, Voleybol ağı kurulmuş, gençler neşe içerisinde top oynuyorlar.

Geçtiğimiz ay bir vatandaş aracını Boğaziçi Köprüsünde durduruyor ve intihar girişiminde bulunuyor. Polis geliyor ve yaklaşık 45 dakika kadar konuştuktan sonra vatandaşı intihar etmemesi için ikna ediyorlar. Vatandaş tam köprü parmaklıklarını geri tırmanacağı sırada köprüden geçmekte olan içinde kadınların da olduğu bir minibüsünden “atlayacaksan atla, lanet olsun, mahvettin trafiği” şeklinde hakaretlere maruz kalıyor ve o ruh haliyle ne yapıyor dersiniz? Kendini köprüden boğazın soğuk sularına atıyor.

Halk ile yapılan bir röportajı izliyorum. Topkapı Sarayından “Mısır Piramitlerini” çalan bir çete yakalandı, düşünceleriniz sorusuna “hırsızlık ve haram iyi bir şey değil yani, cezaları neyse çeksinler” diyen bir çoğunluk var. Hun Devletine vize kaldırıldı, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz diye sorulan bir soruya “biz oranın kumsallarını çok seviyoruz” diyen, “biz gittik çok güzeldi, en kısa zamanda bir daha gideceğiz” şeklinde cevap veren vatandaşlarımız var.

Atatürk’ün dünyada ilk ve tek olarak çocuklara hediye etmiş olduğu bayramda hala çocuk gelinler gündemin ilk sırasını oluşturabiliyor. Kadına şiddet, çok eşlilik, kadın ve erkeğin eşit olmaması gibi konular son derece olağanmış gibi konuşulabiliyor. 1789 Fransız İhtilali gibi kan dökmeden, mücadele etmeden Atatürk tarafından altın tabak içinde hediye edildiği için kıymet mi bilemedik acaba?

İşin en tehlikeli yanı ise alışmak, kanıksamak.

Kurbağayı kaynar suya attığınız zaman can havliyle zıplar, kaçar, ancak ılık suda ateşi açıp yavaş, yavaş kaynatmaya başladığınızda farkına bile varamadan haşlanır.

Çalışmadan, örgütlenmeden, hareketlenmeden, hiç bir şey kendi kendine oluşmaz.

Ulu Önder Atatürk’ün bazı sözlerini hatırlatarak mutlu ve umutlu bir 23 Nisan diliyorum.

  • Hak verilmez, alınır.
  • Egemenlik ulusundur.
  • Düşmanın süngüsü altında ulusal birlik olamaz.
  • Kimsenin düşüncesine ve vicdanına egemen olunamaz.
  • Ulusların yargılama hakkı, bağımsızlığın ilk koşuludur.
  • Özgürlük olmayan bir ülkede ölüm ve çöküntü vardır.
  • Her ilerlemenin ve her kurtuluşun anası özgürlüktür.
  • Fikirler cebr-ü şiddetle (zorla), top ve tüfekle asla öldürülemez.
  • Bilelim ki ulusun egemenliğini bilmeyen uluslar, başka uluslara yem olurlar.
  • Bir millet esir yaşamaktansa yok olsun daha iyi! Bundan dolayı, ya İstiklal ya ölüm!
  • Kişilerin özgürlükleri, devletin egemenlik ve iradesini korumasına bağlıdır.
  • Adalet gücü bağımsız olmayan bir ulusun, devlet halinde varlığı kabul olunamaz.
Tags:

Yazar Hakkında

Yazar, motivasyonel konuşmacı ve eğitim danışmanı olan Kaya Boztepe aynı zamanda Planet Green NY firmasının CEO’su, TED İstanbul Vakfı temsilcisi ve College Prep yönetim kurulu üyesidir.

Yorumunuzu Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir