X

Hangi Mucize Daha İnanılmaz?

 

Screen Shot 2017-11-05 at 11.00.19 PM

“Büyük Zafer” sonrası Atatürk’ün sabır ve titizlikle yürüttüğü politika sayesinde önce Fransız askerleri, peşinden de yalnız kalan İngilizler Çanakkale’den çekilmek zorunda kaldılar. Tek kurşun sıkmadan Edirne dahil olmak üzere Meriç nehrine kadar olan bölge tamamen boşaltıldı.

Atatürk’ün “bu sinir harbinden biz zaferle çıkarız bunlar birkaç haftaya kalmaz ateşkes isterler” sözü doğru çıktı ve 3 Ekim 1922 tarihinde “Ateşkes Antlaşması” için Mudanya’da buluşuldu. İtilaf Devletleri adına İngilizlerin İstanbul’daki işgal kuvvetleri komutanı General Harrington, İtalya Hükümeti adına General Monbelli, Fransa Hükümeti adına General Charpy ve TBMM Hükümeti adına ise İsmet İnönü katılıyordu.

Görüşmelerin son gününde İsmet İnönü huzursuzdu. Taa ki genç bir Teğmen gelip, eğilip usulca İnönü’nün kulağına “Merasim Kıtası hazır Paşam” diye fısıldayıncaya dek. İşte o zaman İnönü bir oh çekti ve canı fena halde bir sade kahve istedi.

Çünkü 30 kişilik merasim kıtası için muzaffer ordularımız içinde bir örnek botu olan, kansız, yırtıksız, yamasız, temiz bir örnek üniformalı asker bulmak ciddi sorun olmuştu.

Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922 imzalandı.

 

İşte bu tarihte atlar için nal, nal çakmak için çivi yoktu Türkiye’de.

Nüfusun çoğu yaşlı, kadın ve çocuklardan oluşuyordu. Erkeklerin çoğu şehit olmuş, mezarlarının yeri bile bilinmiyordu.

Okuma yazma oranı % 3’dü.

Okul yoktu, ögretmen yoktu, doktor, hemşire, mühendis yoktu.

Tren kullanacak makinist yoktu.

 

Mudanya Antlaşmasını takiben Lozan’a gidecek heyette takım elbisesi olan 3 kişi vardı. Gündüz görüşmeleri için en az bir, akşam yemek ve toplantılar için ayrı bir kıyafet gerekiyordu. Takım elbiseden geçtik, kumaş yoktu, terzi yoktu.

Arada bir “TBMM Gizli Celse” kayıtlarına bakmak lazım.

Türkiye’nin kaderini belirleyecek olan Lozan’a gidecek heyetin giyeceği takım elbiseleri diktirmek için harcanacak parayı milletin meclisi karara bağlıyordu.

Bu olaylardan yaklaşık 9 sene önce, Cumhuriyet döneminin ilk hukukçularından, hocaların hocası, akademisyen, yazar, gazeteci, “Atatürkçü Düşünce Derneği” kurucularından ve derneğin onursal başkanı Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nun anılarına bakalım. “1913’te henüz bir ilkokul çocuğuyken, Orta Anadolu’nun tren uğrağı olmayan kasabasında, her gün babamın yanında, başımızda kırmızı bir fes, elimizdeki zembilin içinde çarşıdan taşıdığım yiyeceklerin arasında Rus şekeri; Amerikan unu bulunduğunu ve babamın ayağına ayakkabı; sırtına çamaşır ve giyecek yapmak için Fransız köselesi, Fransız patiskası, Amerikan bezi; Alman kumaşı ve başını kapatmak için Avusturya fesi aradığını çok iyi hatırlıyorum. Babam bunları arıyordu, çünkü bunların Türk malı olanları yoktu. Hepsi dışarıdan geliyordu.

Tarih 1923.

Bir başka anı.

“Avrupa’ya talebe yollanacaktır. Allah! Allah!.. Lozan yapılmış ama, henüz tasdik olmamış. Memleket her köşesinden, bucağından kanıyor. Harabe içinde. Düşman tahrip etmiş. Avrupa’ya talebe göndermek”…

Bu satırların yazarı, Atatürk’ün yurt dışına gönderdiği ilk 750 öğrenciden birine aittir. Gitmiş, okulunu başarıyla bitirmiş, mesleğinde hızla yükselip üniversitede yeni bölümler açmış, gençlere hocalık yapmış biri.

Ordinaryüs Profesör Doktor Mahmut Sadi Irmak.

Başbakan.

Aynı yıl:

Akşam Çankaya Köşk’üne yemeğe gelen heyet tam ayrılmak üzereyken devrin Maliye vekili Gümüşhane mebusu Hasan Fehmi Bey (Ataç) “Paşam vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, tavsiyelerinizi konuşamadık” deyince “aman” diyor Mustafa Kemal, “öğretmen maaşlarını geçmesin”!

Tarih 17 Şubat 1923.

Hiç bir üretimi olmayan, yerle bir olmuş, harabeye dönmüş ülkede hummalı bir çalışma vardı. İzmir İktisat Kongresinin açılış konuşmasını Mustafa Kemal Atatürk yapıyordu.

“Tarihin ve tecrübenin süzgecinden arta kalmış bir gerçek vardır. Türk tarihi incelenirse, gerileme ve çöküntü nedenlerinin iktisadi sorunlara bağlı olduğu görülür. Tam bağımsızlık için şu kural vardır. Milli egemenlik, mali egemenlikle desteklenmelidir. Bizlere bu hedefe götürecek tek kuvvet ekonomidir. Siyasi ve askeri zaferler, başarılar ne kadar büyük olursa olsun, iktisadi zaferlerle taçlandırılmadıkça kalıcı olamaz”.

İktisat Kongresinden sonra köylüye para, tohum, fidan ve hayvan verildi. Kooparatifler kuruldu. Köylüye ilk on yılda 1 milyon 77 bin 526 dönüm arazi dağıtıldı. Tohum İslah İstasyonları, Toprak Mahsulleri Ofisleri kuruldu. Zirai Donatım kurumları çiftçiye tarım aletleri, araç-gereç ve gübre vermeye başladı. Bozkır’ın ortasına Atatürk Orman Çiftliği kuruldu.

Tarımda verimliliği arttırmak için bilimsel çalışmalar yapıldı, komisyonlar kuruldu. Adana’da 1925 yılında Tohum İslah Komisyonu kuruldu. Değişik tohumlarla beraber yurtdışından özenle seçilmiş uzmanlar getirildi. Bunu pamuk islahı takip etti. Yurtdışından uzmanlarla beraber makinalar getirildi.

Nazilli Sümerbank Basma Fabrikası “Ekonomik bağımsızlık olmadıkça, ulusal bağımsızlık olmaz” ilkesiyle kuruldu.

Screen Shot 2017-11-05 at 11.08.08 PM                                                    Screen Shot 2017-11-05 at 11.07.38 PM

Türkiye narenciye sattı ve bunun karşılığında para yerine teknik bilgi ve destek alarak fabrikalar kurdu.

Nazilli Sümerbank fabrikasının radyosu vardı. Çalışanlar mesai sırasında klasik müzik dinliyorlardı. Kütüphanesi, tiyatro salonu, sinema salonu vardı dolup taşan. Balolar yapılıyordu.

Yurtdışından çalışmaya gelen 1200 yabancı işçi vardı. Yatakhaneler, misafir evleri, dershaneler vardı. Okuma-yazmanın yanı sıra biçki-dikiş kursları veriliyordu.

980 öğrencili ilkögretim okulunda çocuk kreşi vardı. Okulda atletizm, yüzme, bisiklet, paten gibi sporlar yapılıyordu.

Fabrika bünyesinde eczane, tam teşekküllü hastane, yaz kampları vardı.

Gazete ve mizah dergisi çıkarıyorlardı.

Şehir merkezi ile fabrika arası herkes için ücretsiz tren vardı.

 

Tarih: 1 Kasım 1936

Screen Shot 2017-11-05 at 11.00.30 PM

Atatürk 2. Yasama yılı açılışında Meclis’te konuşuyor.

“Maliyemiz, sizleri sevindirecek biçimde olumlu ve verimli bir durum göstermektedir. Dengeli gidişe özel önem veren Büyük Meclis, her yıl gelirini fazlası ile sağlamayı başarmaktadır. Bu yıl da gelirin umulduğu gibi gerçekleşeceğine güveniyorum. Hayatı ucuzlatmak gerektikçe, vergileri indirmek politikasını sürdüreceğiz. Tuz, şeker, çimento, hayvan vergilerinde iki yıl içinde yaptığımız cesur indirimler, her bakımdan yararlı olmuştur.

Bu yıl hem ilk ihtiyaçlardan, hem önemli güç araçlarından olan petrol ve türevleri üzerindeki vergilerden büyük oranda indirim yapmayı başarmanızı dilerim”.

Cumhuriyetin kurulmasından sonra geçen on sene içerisinde bitik ve harap içinde olan ülkenin geldiği durum tüm hayalleri zorlayan inanılmaz bir gelişme içindedir.

Toplu iğnenin bile yurt dışından getirildiği yokluk dönemi bitmiş, idealist kadrolarla eğitim seferberliği başlamış, okullar, hastaneler, sağlık ocakları, limanlar, yollar, köprüler, barajlar, fabrikalar yapılmıştı.

Hani son zamanlarda haberlere konu olan kadınların Suudi Arabistan’da araba kullanmalarına izin verilmesi konusu varya.

Türk kadını Meclis’e vekil olarak girerken, seçme ve seçilme hakkını kullanırken, Fransa, İtalya, Belçika, İsviçre gibi ülkelerde böyle bir hak yoktu.

Screen Shot 2017-11-05 at 11.06.06 PM                                                        Screen Shot 2017-11-05 at 11.06.03 PM

1930’lu yıllarda son derece az ülkede bulunan, otomotiv ve uçak sanayi kurulmuştu.

Ülke koskoca bir şantiye alanı gibiydi.

Azot, kömür, elektrik, çimento, demir-çelik üretiminden şeker pancarı, pamuk, buğday, pirinç, zeytin başta olmak üzere gerek sanayi gerek tarım da, ulaşım ve hayvancılıkta baş döndüren bir hızla yükseliyordu genç Cumhuriyet.

Bir ülkedeki ekonomik büyümenin ana ölçüsü, GAYRİ SAFİ MİLLÎ HASILA (GSMH) 10 sene içinde 500 misli büyümüştü.

Sahi!

Hangisi daha büyük mucizeydi?

Yoktan var edilen bir ordu ile tüm dünyaya kafa tutarak “Ya İstiklal Ya Ölüm” parolasıyla bağımsız bir Cumhuriyet kurmak mı?

Yoksa, bitik bir ülkeyi 10 sene içinde dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri haline getirmek mi?

 

Kaya Boztepe

Bütün Dünya Kasım 2017 Yazısı

Tags:

Yazar Hakkında

Yazar, motivasyonel konuşmacı ve eğitim danışmanı olan Kaya Boztepe aynı zamanda Planet Green NY firmasının CEO’su, TED İstanbul Vakfı temsilcisi ve College Prep yönetim kurulu üyesidir.

Yorumunuzu Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir