X

Cemaat, Akape ve Genel Durum

Daha düne kadar el ele, kol kola, güle oynaya ortak olan Cemaat ve Akape menfaat çatışmaları sonrası ters düşünce sanki artık Cemaat bitti gibi bir imaj oluştu. Hani “ne istediler de vermedik” açıklamalarıyla beraber silahların artık açıkça çekildiği durum sonrası…

Cemaat’in öyle bittiği filan yok.

Kolay, kolay biteceğe de benzemiyor.

Genç nesil bilmez biz hatırlatalım.

CHP-MSP koalisyonunun İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk zamanında tohumları atılmış olan gerici teşkilatlanmayı Türkiye senelerce içinden atamadı. Kısa süren bir koalisyon hükümetinde bir bakanın neredeyse tek başına çalışmasının ürününden bahsediyoruz.

Cemaatin planlı, örgütlü, sinsi bir kanser gibi sistemin içine yerleşmiş kadrolarından öyle hemen kurtulmak imkansız. Zaten o kadroların yerine getirilenler de Akape kadroları. Yani ha Ali Veli, ha Veli Ali. Her ikisi de sözde demokrat özde “cüppeli sivil darbe”.

“Erken davranmayacağız, ileriye gidip can damarlarının içine gireceğiz” demeçleriyle ün salan Fethullah önce “sadece ve sadece 6 aylık bir kurs ile özel sınıf” yutturmacası yaratarak tarih, edebiyat, ögretmen okullarını bitirmiş çocuklarını geleceğin ekipleri olarak Emniyet kadrolarına almakla başladı işe. 2005’den itibaren bu kavganın çıktığı geçtiğimiz seneye kadar bu kadro eksiksiz olarak yüzde yüze yakın Cemaat kadrosudur.

Amerika’daki karargahlarından yönlendirdikleri hücreler gibi sessiz kalabilen, hala kim oldukları bilinmeyen, maskeli ancak birbirlerini tanıyan ekipleri, avukatları, savcıları, hakimleri, emniyet müdürleri, kaymakam, valilieri, üst düzey bürokratları var. Para kaynakları, medya kuruluşları var. 

Sahte mektup, asılsız ihbarlar, sahte cd’lerle insanların hayatlarını karartan, zülm eden ahlaksız cemaat polisleri cemaat hakim ve savcılarına güvenerek hareket ediyorlardı. Başbakanlık makamını bile dinleyebilme fütursuzluğu içinde hareket eden cemaat büyük ölçüde HSYK, özel yetkili mahkemeler, emniyet ve adalet sistemine sahipti.

Bunlar bir anda bıçak gibi kesilidi mi sanıyorsunuz?

Onlar sessiz kalmaya, sinsi yürümeye, maske takmaya alışık.

Hukuk, edep, etik, sistem tanımayan bir çalışma sitilleri var. Dağdaki terörist gibi her türlü ve her zaman vurabiliyor. Kadın temin ediyor, adamın koynuna sokuyor, filme çekiyor sonra tehtit ediyor. Türkiye gibi beyni değil de uçkuru ile düşünen bir toplum için son derece etkili bir yöntem. 

Düşünsenize, Erdoğan’ın kızı için Amerika’ya para transferi istediği telefon konuşmasını basına sızdırıp olmayan suikast haberleriyle yönlendirme yapan da bu kadrolar, Deniz Baykal’ı kasede çekip Tayyip Erdoğan’a izleten, o izlerken kendisini de aynı anda kayda alıp gidip onu da Kılıçdaroğlu’na izleten de aynı adamlar…

Hatta olay daha da geriye gidiyor.

Türkbank’ın özelleştirilmesi zamanında Alaattin Çakıcı ile Korkmaz Yiğit’in seslerini kayda alıp bunu götürüp CHP’ye veren, hükümetin düşmesini sağlayanlar da bunlardı.

Sahtekarlıkları yapan, asısız ihbar mektuplarını yazan, mahkemeye sahte delilleri alıp gerçek delilleri göz ardı eden, sahte cd’leri yerleştiren, izinsiz dinleme yapan, sorgulama yapan, kanundışı göz altı yapan, usülsüz arama yapan, delilleri “kaybeden”, yüzlerce insan ahlaksız sahtekar hakkında bir komisyon mu kuruldu? Ceza mı aldılar? 

Aldılar da bizim mi haberimiz olmadı?

Vuran vurduğu ile kaldı. 

Şimdi de yalandan “demokrasi” diye yırtınıyorlar.

Demek ki adalet herkese lazım.

Temizleme yapabildikleri kadar yaparak cemaat ekipleri yerine kendi ekiplerini yerleştiren Akape daha mı iyi?

Daha mı adil, daha mı doğru?

Güçlünün ezdiğini, ezebileceğini gören hadsiz, cüheda, eğitimsiz, görgüsüz bir yönetim var. Bu yönetimin yanında yer alarak makam, mevki, şöhret ve para sahibi olacağını gören ve düşünen de bir destekçi gurup.

Hayatlarında rüyalarında görseler inanamayacakları makamlara gelen, paralar kazanan süslümanlar. Harama, yalana, dolana, herşeye mübah diyerek başını örten, her işlerine Allah’ın ismini kullanarak başlayan bir çoğunluk var artık.

Daha geçenlerde Amerika’da yapılaşan MÜSİAD’ın bir değerli üyesi bağırıyor, “sizin döneminiz bitti artık” diye. 

Doğrudur, bitti.

Bambaşka bir oluşum var artık. 

Kaba, cahil, görgüsüz ancak bütün bu açıklarını başlarında kendilerine tıpatıp benzeyen liderlerini göstererek kapatmaya çalışan, aynı küstahlıkla davranan, para kazanmanın itibar kazanmak olduğunu sanan bir kesim.

Bizler zaten çoğunlukla kendi kendimize konuşuyoruz, dertleşiyoruz. Güç ve iktidar bize gelene kadar karşı cepheden kimse gelmez, dinlemez. Ne zaman ki biz iktidar oluruz, işte o zaman bu cüheda kısmın büyük çoğunluğu “biz zaten aslında sizi seviyorduk” diyerek akın akın gelir.

CHP ve MHP kendi içlerinde doğruyu bulamazlar ise hedef 1919 diyerek zor ama imkansızı gerçekleştirmek için sil baştan başlamak lazım.

Hatalarımızdan ders alarak, dışladığımız, eğitemediğimiz, öğretemediğimiz kesimleri daha iyi anlamaya çalışarak, toprak reformundan eğitime kadar ciddi kadrolarla gerçekçi planlar yaparak.

Tags:

Yazar Hakkında

Yazar, motivasyonel konuşmacı ve eğitim danışmanı olan Kaya Boztepe aynı zamanda Planet Green NY firmasının CEO’su, TED İstanbul Vakfı temsilcisi ve College Prep yönetim kurulu üyesidir.

Yorumunuzu Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir